Köşe Yazılarım

Şehrin mutfağı dediğin

Gelen, ailesini, akranını çağırmış zamanında. Hemşehriler ondandır ki hep aynı meslek grubunu üstlenmiş, devam ettirmiş. Sonra onlar da iş sahibi olmuş belki ve gene onlar da gene hemşehrilerini almışlar yanlarına. Hikayeler aynı. Rastladığım taksi şoförlerinin hiçbiri İstanbul doğumlu değil, ama çoğu doğdukları kente gitmiyorlar bile. Zaten kimseleri de kalmamış. İstanbul’da…

İncirim kaldırımda, gülüm sandıkta

Sokaktaki kedilerin bile döviz konuştuğu, kur konuştuğu bugünlerde ben gene kendi gündemime davet ediyorum sizi… İncir reçeline! Kaldırımlarda incir soyuluyorsa eğer… Bizim çiçekçilerin eli sigara değil incir tutar bu ay. İncirin sütü ellerini yalar yutar diye parmaklarının ucuna kestikleri plastik eldiveni geçirirler, bir de minicik keskin bıçakları vardır ellerinde. Çuval…

Tattığımız ayrı gitmesin…

En sevdiğim şey bir şeyler tatmak olabilir. Bu peynir olur, zeytinyağı olur, ekmek olur, baharat olur, su olur, her şey olur. Şarap ise, en alası olur. Bir üzümün şişeye yolculuğunu büyüleyici bulurum. Türlü türlü üzümün değişik terruarlarda yetişmesi ve işlenmesini, her şişenin farklı olması, yıllar içinde o şişede hayatına devam…

Göbeller köyü ve kadın

Bergama Göbeller köyü, Emel Hanım’ın mutfağı. Değiş Tokuş Mutfak Atölyesi çekimi için misafiriz. Emel Hanım, kızı, torunu, annesi, köydeki birkaç kadın daha oradalar. Çekim diye herkes meraklı, büyük ekip, değişik insanlar, kameralar, onlar ne kadar sessiz, çekim ekibi o kadar yüksek.  Ne yapacağız, niye buradayız… Yörenin yemeklerini kayıt altına alabilmek…

Ne oldu bize?

Ispanak almak için pazara ulaştığımda, sevdiğim üreticilerden birinin tezgahına yaklaşıyorum. Ispanakların başında yaşını almış bir kadın var. O yaştaki bir kadından heralde daha nazik davranmasını beklediğimden, ıspanaklara olan hunharca davranışına bir laf etmeden duramıyorum. Hem ondan sonra ıspanak alınamayacak şekilde sertlikle seçiyor, hem de beğendiği köklerin dış yapraklarını ayıklıyor, en…

Kimliğimizi kaybediyoruz…

Hep o Depeche Mode şarkıları yüzünden. Alır beni başka bir zaman bağlar, kimliğimin o zamanlarına yol açar. O şarkıları dinlediğim yıllara, anlara, yerlere uzar giderim. Beni ben yapan zamanları, şarkılar üzerinden kurulan dostlukları, yaşanmışlıkları hatırlar tebessüm ederim. Yoldaysam sessiz kalamam, yanımdan geçenlerin tasvip etmeyen bakışları beni daha da eğlendirir ve…

Tuzlar sırtında kurur

Hani sırtın kavrulur ya, tuzdan sıcaktan, hani uzaktan bir dalga sesi gelir, çocuk çığlıklarını duyarsın; sesler rüzgar ıslıklarına karışır… Bu Ege’dir, sabahı, öğleni, akşamı, gecesi karışıktır ya, seni de sersem eder de sen farkına varana kadar. Mavinin her tonu gökte ve denizde önüne serilmiştir, elindeki kitap kayar yavaşça, bazen o…

Kendime bir tabaklık yer

Utanmıştım.  Kolunun tersi ile “Ay bu masa örtüsünü bare değiştirselermiş!” dediğinde yanımdaki misafirim. Bulunduğumuz esnaf lokantasının en yoğun saatinin geride kaldığı dakikalarda, masanın üstündeki bir iki yağ lekesi hoşuna gitmemişti. Oysa kim bilir o masada bizden önce kaç kişi oturmuştu, o masada kaç karın doymuştu. O masaya oturanların kaçı benim…

Çeyrek karpuz

Çeyrek karpuz ve aidiyeti aynı cümle içinde kullanabileceğin bir mahalledir Kurtuluş.  Aidiyet. İnsanların yaşadığı semtle ilişkili olma durumu. Bu yazı için.   Gürültülü semttir, canlıdır. Mesela Baruthane’den geçen her araba kendi başına bir disko olabilecek müzik dinleme kapasitesine sahiptir. Hayat sokakta akar, çocuk oynamasa da dükkanların önünde oturur esnaf, çay…