Bir topluluk kurmuş olmanın en büyük sorumluluğu, organik şekilde oluşan topluluğu bir arada tutmak, tutabilmek. Birlikte olmayı sağlamak, buna platform yaratabilmek. Yemeğin birleştirici gücü (adına HE-MAN) sayesinde buluştu birbirini tanımayan ve iki gün sonunda kendini bir büyük aile ortamında hisseden Sapor katılımcıları, 2019’da. Kırmızı Mektep’de. Sonra tekrar, 2022’de, gene Kırmızı Mektep’de. Sonra istenmeyen aralar oldu. Büyük sponsor artık büyük değil, sponsor bile olmayacak tekliflerle, kalben verilen sözlerin kişilere özgü olduğunu kanıtlarcasına… Eller havaya, soğuk patates kızartması dağıtan, yaptım oldu işte demeyen, yanında yürümesini istediğin firmaları özene bezene seçen, hayır diyen, yaratıcı, yarı akademik ama akademisyen tarafından kurulmadığı için parmak bile sallanmış (kıskançlar!), taklit edilmeye çalışılıp başarılamamış, konusu işlendikten sonra bir trendsetter usulü rüzgarlar estirmiş… Sapor İstanbul işte. Yılların F&B’si, yüzbin organizasyon bilgisi bilicisi meets with yılların araştırmacısı meets with ahtapot beyin meets with love and passion.
Sapor İstanbul, #eskiusulsempozyum ‘un üçüncüsünü düzenleyeBİlene kadar; konuşacak, tartışacak, etrafında toplanacak konuların bolluğundan Sapor Sohbetleri’ni başlatmaya karar verdim. Hızlıca organize olduk. İlk konu, Gıdaya Erişim. Konuşmacılar ise Anna Maria Beylunioğlu, Oğuzhan Çoban aka Panço ve Cavit Saatçi. Akademisyen, çoban, meyhaneci. Sapor Sohbetleri de Sapor İstanbul’un multidisipliner çalışma anlayışını benimsiyor tabii ki. Sohbetler iki ayda bir planlanacak diye düşündük.
Ekibimizin şahane üyeleri; OKB, ADHD, AUDHD sahibi cevval güzel insanlar. Kimse kimsenin ayağına dolanmıyor, konuşmadan herkes birbirini anlıyor bir de, yani Teşkilat; Aslıhan Tuna ve Can Kortun’dan oluşuyor. Fotoğrafçımız ise bir Sapor ailesi gönüllüsü, Meruyert Gönüllü.
