Tuba Şatana

Bir İstanbul adabı, PANDELİ…

Minicik kapıdan süzülüp, daracık merdivenden, mavi çinilerin arasından yılların aşınmışlığıyla yükselen merdivenlerden yukarıya doğru çıkarken bir heyecan kaplar içini, eğer ilk gelişinse neyle karşılaşacağını bilemezsin… Merdivenin sonuna ulaştığında tavanda muhteşem bir avize, solunda likör şişeleri ve kadehleri ve sağ tarafında Audrey Hepburn’un o muhteşem gülüşü ile kalakalırsın. Beyaz ceketli garsonların,…

Şehrin mutfağı dediğin

Gelen, ailesini, akranını çağırmış zamanında. Hemşehriler ondandır ki hep aynı meslek grubunu üstlenmiş, devam ettirmiş. Sonra onlar da iş sahibi olmuş belki ve gene onlar da gene hemşehrilerini almışlar yanlarına. Hikayeler aynı. Rastladığım taksi şoförlerinin hiçbiri İstanbul doğumlu değil, ama çoğu doğdukları kente gitmiyorlar bile. Zaten kimseleri de kalmamış. İstanbul’da…

İncirim kaldırımda, gülüm sandıkta

Sokaktaki kedilerin bile döviz konuştuğu, kur konuştuğu bugünlerde ben gene kendi gündemime davet ediyorum sizi… İncir reçeline! Kaldırımlarda incir soyuluyorsa eğer… Bizim çiçekçilerin eli sigara değil incir tutar bu ay. İncirin sütü ellerini yalar yutar diye parmaklarının ucuna kestikleri plastik eldiveni geçirirler, bir de minicik keskin bıçakları vardır ellerinde. Çuval…

Karay, Mutfak ve Yemek Meselesi

“Bir milletin edebiyatı, musikisi, mimarlığı yanında mutbağı da vardır. Yemeği güzel sanatlar derecesine yükselten aşçılarımızla öğünebiliriz.” Bir tasvirini okurken iki satırının arasından seni başka dünyaya çeker, onun kelimelerindeki mekan ve zamana gitmişsindir, artık şimdide değilsindir. Konaklar, lokantalar, restoranlar, mahalleler arasında dolaşırsın. Yemek severdir, ağzının tadını bilir ve yemek pişirmeye de…

Offal, that mighty meat!

Offal, that mighty meat! History reveals itself, it is said the offal was served to Gods… It was believed that it gave power to men giving them a strong will to fight and make their nations stronger…Once it was called the food of the poor… That same offal was also…

Tattığımız ayrı gitmesin…

En sevdiğim şey bir şeyler tatmak olabilir. Bu peynir olur, zeytinyağı olur, ekmek olur, baharat olur, su olur, her şey olur. Şarap ise, en alası olur. Bir üzümün şişeye yolculuğunu büyüleyici bulurum. Türlü türlü üzümün değişik terruarlarda yetişmesi ve işlenmesini, her şişenin farklı olması, yıllar içinde o şişede hayatına devam…

Göbeller köyü ve kadın

Bergama Göbeller köyü, Emel Hanım’ın mutfağı. Değiş Tokuş Mutfak Atölyesi çekimi için misafiriz. Emel Hanım, kızı, torunu, annesi, köydeki birkaç kadın daha oradalar. Çekim diye herkes meraklı, büyük ekip, değişik insanlar, kameralar, onlar ne kadar sessiz, çekim ekibi o kadar yüksek.  Ne yapacağız, niye buradayız… Yörenin yemeklerini kayıt altına alabilmek…

Ne oldu bize?

Ispanak almak için pazara ulaştığımda, sevdiğim üreticilerden birinin tezgahına yaklaşıyorum. Ispanakların başında yaşını almış bir kadın var. O yaştaki bir kadından heralde daha nazik davranmasını beklediğimden, ıspanaklara olan hunharca davranışına bir laf etmeden duramıyorum. Hem ondan sonra ıspanak alınamayacak şekilde sertlikle seçiyor, hem de beğendiği köklerin dış yapraklarını ayıklıyor, en…